Menü

Bölge grupları ve pazar seviyeleri: neden aynı şey değiller

Bölge grupları ve pazar seviyeleri sık sık tek bir alanda birleştirilir. Bu yazıda iki kavramın nerede ayrıldığını, gruplama ölçütünün nasıl yazılacağını ve grupların neden değiştiğini anlatıyoruz.

Yayın tarihi

  • bölge grupları
  • pazar seviyesi
  • veri modeli

Bölge grupları ve pazar seviyeleri, aynı tabloda yan yana durduklarında birbirine benziyor gibi görünür; oysa biri veriyi düzenlemek, diğeri bir iş kararını ifade etmek için vardır. İkisini tek bir alanda birleştiren ekipler, kısa süre sonra ne raporu doğru üretebilir ne de ürün kararını doğru yansıtabilir. Bu yazıda iki kavramın nerede ayrıldığını, gruplama ölçütünün nasıl yazılı hale getirileceğini ve grupların zamanla neden değiştiğini ele alıyoruz.

Bölge grupları hangi ölçüte göre kurulur?

Bir ülkeyi bir gruba koymak, veri hakkında bir gerçeği kaydetmek değil, bir sözleşme yapmaktır. Aynı ülke bir raporda bir gruba, bir sevkiyat planında başka bir gruba girebilir; ikisi de yanlış değildir. Bu yüzden gruplamanın ölçütü, grubu kimin hangi amaçla kullandığına bağlıdır.

Gruplamayı bir gerçek gibi sunmak, ilk ciddi hatayı doğurur. Grubu tanımlayan ölçüt yazılı değilse, iki ekip aynı ülkeyi farklı gruplara koyar ve iki rapor birbirini tutmaz. Kimse teknik olarak hata yapmamıştır; eksik olan, ölçütün kendisidir.

Ölçütü yazarken üç soruyu cevaplayın: grubu kim kullanacak, hangi karar bu gruba bakılarak verilecek ve bir ülke iki gruba birden girebilir mi? Son sorunun cevabı genellikle “evet”tir ve bu, tek bir alanla çalışmanın neden yetersiz kaldığını da açıklar.

Kıtalar, alt bölgeler ve standart bölge kodları

Coğrafi gruplamanın en bilinen biçimi kıtalardır; ancak kıtalar, raporlama için fazla kabadır. Bir kıtanın içindeki farklılıklar, bölgesel bir kırılım gerektirir. Bu ihtiyaç için uluslararası standartlarda bölge ve alt bölge kodları tanımlanmıştır. Bu kodlar, bir ülkeyi coğrafi olarak gruplamanın dil bağımsız yolunu verir ve raporlarda kararlı bir kırılım sağlar.

Standart kodların değeri, herkesin aynı listeye bakmasıdır. Bir toplantıda “Avrupa” dendiğinde kimin hangi ülkeleri kastettiği belirsizken, kod tabanlı bir kırılım bu belirsizliği ortadan kaldırır. Kodlar aynı zamanda diller arası taşınabilir; bir raporun başlığını çevirmek gerekmez, kodu taşımak yeter.

Buna karşılık standart kodlar, iş sorularını cevaplamaz. Bir bölge kodunun içinde kalan ülkeler, sizin ürününüz açısından homojen değildir. Standart kırılımı raporlama için, kendi gruplarınızı ise karar vermek için kullanmak, iki ihtiyacı birbirine karıştırmadan yürütmenin yoludur.

Standart kodların kendisi de bir veri katmanıdır ve bu katmanın nasıl düzenlendiği ayrı bir konudur; ülke kodlarının hangi biçimlerde geldiğini ülke kodları ve alt bölüm kodları yazısında bulabilirsiniz.

Pazar seviyesi ile biçim desteği neden karıştırılmamalı?

Pazar seviyesi, bir ülkenin iş açısından hangi öncelikte olduğunu söyler: ilk sürümde açılacak, odaklanılacak, izlenecek ya da şimdilik açılmayacak. Bu bir ürün kararıdır ve tamamen ticari gerekçelerle verilir.

Biçim desteği ise veri hakkında bir ifadedir: o ülkenin adres, kimlik ve iletişim verisinin ne kadar düzenli tutulabildiği. Bir ülke hiç açılmayacak olsa bile, o ülkenin veri biçimi eksiksiz olabilir; buna karşılık ilk sürümde açılan bir ülkenin verisi görece zayıf olabilir.

Bu iki boyutu aynı alanda birleştirmek, aşağıdaki gibi yanlış sonuçlar üretir:

Karıştırılan alan Doğurduğu sorun
Pazar seviyesi = destek düzeyi Kapsamı iyi olan ama açılmayan ülke “desteksiz” görünür
Pazar seviyesi = doğrulama düzeyi Zayıf verili bir pazar, kuralları gevşetmek için gerekçe olur
Tek alanla iki amaç Ne rapor doğru çıkar ne de ürün kararı

Ayrımı korumanın basit kuralı şudur: pazar seviyesi değiştiğinde veri hakkında hiçbir şey değişmemeli, veri kalitesi değiştiğinde de iş kararı kendiliğinden değişmemelidir. İki olay birbirini tetikliyorsa, model ikisini karıştırıyor demektir.

Bağımlı bölgeler ve denizaşırı topraklar hangi gruba girer?

Gruplamayı en çok zorlayan ülkeler, bağımsız ülke statüsünde olmayan bölgelerdir. Bir bölge, kendisine bağlı olduğu ülkeyle aynı grupta mı sayılmalı, kendi başına mı durmalı? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yoktur; cevap, grubun kullanım amacına bağlıdır.

Veri açısından bakıldığında bu bölgelerin bir kısmı kendi koduna ve kendi veri düzenine sahiptir; bir kısmı ise yalnızca daha geniş bir yapının altında anılır. Kimliği bağımsız olan bir bölgeyi ana ülkenin satırına gizlemek, o bölgeye ait veriyi erişilemez kılar; tersine, her bölgeyi bağımsız saymak da raporları gereksiz yere büyütür.

Bu belirsizliğin panzehiri, kararın kendisini veriye yazmaktır. Her satır için hangi ölçüte göre o gruba konulduğunu belirtin; “kullanıcılarımız öyle düşünüyor” gibi bir ifade ölçüt değildir. Ölçüt yazılıysa, yeni bir bölge eklendiğinde de aynı yöntemle karar verilebilir.

Aynı soru, bir bölgenin bir ülkeye bağlı olduğu durumlarla sınırlı değildir; tarihsel olarak el değiştirmiş bölgeler, statüsü tartışmalı alanlar ve özel kodlarla temsil edilen yerler de benzer bir karar gerektirir. Bu nesnelerin veri içinde nasıl ele alındığını küçük bölgeler ve özel kodlar yazısında ayrıca ele alıyoruz.

Grupların değişmesine yol açan nedenler

Bir gruplama, bir kez yapıldıktan sonra sabit kalmaz. Pazara giriş kararları, düzenleyici değişiklikler, operasyonel kısıtlar ve şirket içi öncelikler değiştiğinde grup da değişir. Değişimin kendisi normaldir; sorun, değişimin iz bırakmamasıdır.

İz bırakmayan bir değişiklik, geçmiş raporları açıklanamaz hale getirir. Geçen çeyrekte şu ülkenin hangi grupta olduğu sorulduğunda, yalnızca bugünkü liste elde olduğu için cevap verilemez. Bunu önlemek için grubun yanında geçerlilik tarihi tutulur; böylece bir dönemin raporu, o dönemin gruplamasıyla okunabilir.

Değişimi bir kayıt olarak ele almak, başka bir fayda daha sağlar: grup tanımını kimin neden değiştirdiği görülebilir. Ölçüt yazılı değilken yapılan değişiklikler, zamanla birbirini çürüten kararlar yığını üretir; kayıt tutulduğunda ise her karar kendi gerekçesiyle anılır.

Geliştiriciler için: gruplama anahtarını koda gömmemek

Gruplama anahtarını kodun içine yazmak, ilk bakışta en kolay yol gibi görünür; oysa grup değiştiğinde uygulamayı yeniden yayınlamak gerekir. Grupları veri olarak tutmak, aynı değişikliği bir yapılandırma güncellemesine indirir.

Bir ülkeyi birden fazla gruba sokabilmek için modeli baştan çok değerli kurun. Raporlama için standart bölge kodunu, karar için kendi grup anahtarınızı ayrı alanlarda tutun. İkisinin aynı alanı paylaşması, bir gün birini diğerinin lehine bozmak zorunda bırakır.

Grup tanımlarını da sürümleyin. Her tanımın bir adı, bir ölçütü ve bir geçerlilik aralığı olsun. Rapor üretirken hangi tanım sürümünün kullanıldığını çıktıya yazmak, sonradan “bu sayı neden değişti” sorusunu cevaplanabilir kılar.

Son olarak, grupları testlerin parçası yapın. Bir ülkenin gruptan çıkarılması, o gruba bağlı bütün varsayımları geçersiz kılar. Bu varsayımların hangi testlerde yaşadığını bilmiyorsanız, değişikliğin etkisini ölçemezsiniz.

Sonraki adımlar

Gruplama kararları verildikten sonra, aynı ülkenin farklı diller için nasıl ele alındığı sorusu gündeme gelir; bu ayrımı ülke ve dil aynı değildir yazısında bulabilirsiniz. Bir siparişin içinde birden fazla ülke geçtiğinde hangi tarafın esas alınacağını ise sınır ötesi adres senaryoları yazısı ele alır. Ülkelerin hangi bölge başlıkları altında toplandığını görmek için sitemizdeki ülke ve bölge dizini sayfasına bakabilirsiniz.

Bu yazıdaki grup adları, seviye adları ve örnek sınıflandırmalar yalnızca konuyu açıklamak için uydurulmuş örneklerdir; gerçek bir şirketin pazar bölümlendirmesini, gerçek bir ülke dağılımını ya da gerçek bir raporlama şemasını yansıtmaz ve resmî bir sınıflandırma olarak kullanılamaz.

Okumaya devam edin

Ülkelere göre adres ve kimlik verisi biçimleri hakkında makaleler